22 Ekim 2014

Network Marketing Nedir, Ne Değildir?


Şahsi Bakış Açımla Bir Durum ve Sektör Değerlendirmesi


Sektörü tanıyanlar arasında daha çok “Network Marketing” olarak adlandırılan dünyaya eşim Nilüfer ile birlikte ilk adımı atmamızın üzerinden yaklaşık 6 sene geçmiş. Dolayısıyla artık ucundan kıyısından üzerinde yorum ve tanımlamalar yapabileceğim, kişisel görüşlerimi açıklayabileceğim kadar bilgi ve tecrübe birikimine sahip olduğumu düşünüyor, konuyla ilgili birkaç satır karalama hakkını kendimde buluyorum.

Öncelikle genel hatlarıyla tarifimizi yapalım.

“Network Marketing” (Ağ Pazarlama) ya da “Multi Level Marketing” (Çok Katmanlı Pazarlama) veya “Direct Selling” (Doğrudan Satış) isimleriyle anılan sektör, üretici ile tüketici arasındaki tüm aracıları kaldıran ve sıradan bireylerin de çok düşük risk ve yatırımlarla ticaret hayatına atılabilmelerini sağlayan bir ticari sistemdir. Nadiren de olsa “Tavsiye Pazarlaması” olarak da anılır ama benim kanaatime göre bu güdük ve yetersiz bir tanımlamadır. İlk olarak Amerika’da 1930’lu yıllarda bazı yerel firmalar tarafından acemice denemeleri yapılmış ve 1959 yılında yine bir Amerikan firması tarafından bugün kullanıldığı şekliyle hayata geçirilmiştir.
Ben yazı boyunca “Network Marketing” şeklinde adlandırmayı tercih edeceğim, çünkü dediğim gibi burada yaptığım tamamen kişisel bir değerlendirmedir ve ben bu işin en çok “ağ” yanını seviyorum.

Tarifimizde de belirtildiği üzere “Network Marketing” sistemiyle yapılan faaliyet kelimenin tam manasıyla ticarettir. Bu noktada lafı fazla dolandırmadan, aslında en sonda söylemem gerekeni en başta söyleyeyim ki yazının bundan sonraki bölümlerinde anlatmaya çalışacaklarım daha anlaşılır olsun. Şöyle ki:

Network Marketing sisteminde “çok zengin” olma ihtimaliniz -sanılanın ve kimi çevrelerce özellikle yansıtıldığı şeklinin aksine- geleneksel ticari sistemleri kullanarak, belli bir yatırım maliyetiyle faaliyete geçireceğiniz herhangi bir işletme sayesinde “çok zengin” olma ihtimalinizden daha fazla değildir.

Peki fark nedir, avantajları ve varsa dezavantajları nelerdir, daha da önemlisi “çok zengin” tanımlamasıyla tam olarak neyi kastediyorum, bunları yazının ilerleyen bölümlerinde tekrar ele alacağım.

Ülkemizde Network Marketing’in maalesef kötü bir şöhrete sahip olmasının sebebi, “Titan” veya “Saadet Zinciri” şeklinde adlandırılan dolandırıcı sistemlerle karıştırılması, hatta konuyla ilgili bilgi sahibi olmayan çoğu kesim tarafından bizzat aynı isimle adlandırılmasıdır. Halbuki Network Marketing, adında geçen “pazarlama” sözcüğünden de anlaşılacağı üzere %100 ticari bir sistemdir. Zira Amerika ve Avrupa’daki kimi üniversitelerin “Ekonometri” bölümlerinde ders olarak okutulan bir sistemin illegal bir yapısı olduğunu iddia etmek abesle iştigal olur.

Konu tam buraya gelmişken altını çizerek şunu belirtmek gerekir ki, Network Marketing sistemiyle faaliyetini sürdüren bir firmanın hayatta kalmaya devam edebilmesi için “satış” kesin şarttır. Altını çizdikten sonra bir de önemle vurgulayarak tekrarlayayım:
Eğer süregelen bir satış faaliyeti ve düzenli bir ürün sirkülasyonu yoksa, ortada yasal bir firma da yoktur Network Marketing sistemi de…

İşte burada karşımıza Network Marketing sistemini diğer yasal olmayan sistemlerden kesin çizgilerle ayırmamıza yarayan en önemli kıstas çıkıyor. Bu sistemle faaliyet gösteren herhangi bir firmanın ürününü, sistemden ve firmanın kullandığı pazarlama planından tamamen soyutlayarak, aynı fiyat ve ambalajla, herhangi bir satış noktasının rafına koyduğumuzu varsayalım. Az ya da çok, öyle ya da böyle ürünün satılacağına inanıyorsanız, ürün doğru ürün, firma doğru firma demektir…

Bunun yanı sıra dikkat edilmesi gereken en önemli unsurlardan birisi de bünyesinde bulunduğunuz veya bulunmaya aday olduğunuz firmanın kişilere vazgeçme hakkı tanıyıp tanımadığıdır. Yasal firmalar kişilere ürünleri diledikleri an iade etme ve vazgeçme hakkını tanırlar.

Nasıl?

Paradan para kazanmaya çalışan, ya da altın suyuna bandırılmış işlevsiz ve komik bir saati binlerce liraya “kakalamaya” çalışan düzenbaz sistemlere benzemiyor değil mi?

Hiçbir ticari sistem “satış” olmadan uzun süre ayakta kalamaz…

Peki şu durumda satış konusunda hiçbir becerisi olmayan, birebir ilişkilerde sıkıntı yaşayan insanlar bu sisteme uzak mı dursun?

Hayır…

Hatta mümkünse en yakın onlar dursun. Nedenlerini konu ilerledikçe tek tek açıklamaya devam edeceğim…

Sistemin, kısa yoldan zengin olunabileceğini vadeden diğer sistemlerle karıştırılmasına bir diğer etken de ağ anlamına gelen “Network” sözcüğünün yapı itibariyle interneti çağrıştırmasıdır. Burada yine algıyla alakalı bir talihsizlik söz konusudur. Meselenin daha da vahim tarafı, sistemin bizzat içindeki bazı bilinçsiz ve henüz acemilikten çıkamamış taze girişimcilerin, “internet üzerinden çalışın”, “oturduğunuz yerden para kazanın” gibi içi boş sloganlara rağbet etmesidir. Bunlar ne kısa vadede ne uzun vadede bir getirisi olmayan söylemlerdir. Neyse ki, hayatla ilgili az da olsa tecrübesi olan her aklı başında şahıs, hiç kimsenin oturduğu yerden yasal yollarla para kazanamayacağını bilir. Bu bir iştir ve emek vermeden yapılamaz. Bu aşamada en önemli görev “sponsorlara”, yani destekçilere, tam açılımıyla söyleyecek olursak kişiye bu iş fırsatını sunan ve sisteme girişini sağlayan, görece daha tecrübeli olan liderlere düşer.
Unutmadan belirtmek gerekir, internet tabii ki bu sistemin en önemli parçalarından, en yoğunlukla kullanılan araçlarından biridir. Ancak özellikle vurguladığım gibi, sadece bir araçtır.

Network Marketing ticari sistemini kullanan firmaların ürünleri genel itibariyle son derece kaliteli ürünlerdir. Ancak bir yanlış anlamaya sebebiyet vermemek için özellikle belirtmek isterim; fiyat/kalite kıyaslaması yapıldığında son derece makul sayılabilecek fiyatlarla piyasaya sürülen ürünlerdir de aynı zamanda. Kişisel görüşüme göre, ürünleri belli bir kalitenin üzerinde olmayan firmaların da Network Marketing sektöründe uzun süre tutunma şansı yoktur.

“Fakat biz bu bahsettiğin firmayı daha önce hiç duymadık…!”

Genel tarifte de belirttiğim gibi Network Marketing sistemiyle çalışan firmalar ürünlerini araya hiçbir aracı koymadan, doğrudan distribütörlerine dağıtırlar ve yapılan toplam cironun –ortalama olarak- yaklaşık yarısını, önceden belirlenmiş bir kazanç planı doğrultusunda yine distribütörleriyle paylaşırlar. Yüzlerce Network Marketing firmasından birkaç istisna hariç hiçbirinin, bu ticari politika bağlamında bir reklam bütçelerinin olmayışı, yani reklam vermiyor olmaları, çoğunluk tarafından tanınmamalarına en büyük etkendir. Şöyle bir tanımlama yaparsam sanırım yanlış olmaz: Firma bünyesinde faaliyet gösteren her bir distribütör, firmanın reklamıdır, müşteri temsilcisidir, satış noktasıdır, ve doğal müşterisidir…

Network Marketing’de distribütör firmanın, firma ve ürünler distribütörün her şeyidir. Adeta duygusal bir bağ vardır. Bir distribütörün firmayı ve ürünleri sevmeden, her şeyiyle içine sindirmeden bu alanda başarılı olması pek mümkün değildir…

Yeri gelmişken “distribütör” terimi bize yapılan işin ticaret olduğunu bir kez daha anlatıyor. Burada olanın da teoride, bir beyaz eşya firmasının ülke çapında distribütörlükler vermesinden hiçbir farkı yoktur; pratikteki fark bu distribütörlüklerin kurumsal bazda değil kişiden kişiye veriliyor olmasıdır. İşte “ağ kurma” hadisesi de tam bu noktada devreye giriyor. Network Marketing sisteminde distribütörlükler doğrudan firmadan değil, yine firma bünyesindeki distribütörlerden alınır. Böylece sisteme dahil olan hiçbir distribütör desteksiz kalmadığı gibi, çok kısa sürede oldukça büyük ve kuvvetli bir tüketici ağı da kurulmuş olur.

Network Marketing’i teknik açıdan biraz inceledikten sonra biraz da insani boyutuna, yani işin en tatlı fakat bir o kadar da meşakkatli tarafına bir göz atalım…

Sisteme kimler, hangi farklı sebeplerle dahil olurlar?

Sanırım bu konu işin insanlarla alakalı tarafını anlatmaya giriş için en uygun kapı olacaktır…

İnsanların Network Marketing dünyasına girmesinin birbirinden farklı birçok sebebi olabilir fakat biz bunlardan en sık rastlanan üçünü inceleyelim.

Evet, herkesin rahatlıkla tahmin edebileceği gibi ana sebeplerden ilki, insanın bir miktar daha fazla para kazanma isteğidir. Bir miktar diyorum çünkü Network Marketing’de kazanç tamamen sizin işi ne kadar doğru algıladığınız, ne kadar planlı yaptığınız, ne kadar vakit ve emek ayırdığınız ve tabii ki netice itibariyle ne kadar kazanmayı hedeflediğinizle doğru orantılıdır. Yazının başında “çok zengin” olmak tabiriyle kastettiğim, yıllık yedi haneli rakamlara tekabül eden kazançları sağlayanlar arasına girmektir. Yani “milyon” ve üzerini…

Birçok ticari sektörde olduğu gibi Network Marketing sisteminde de bu pek tabii ki mümkündür. Ancak emeksiz yemek olmaz. Hatta bazı iş alanlarında, sözü edilen miktarları, verilen yoğun emekle de kazanmak mümkün değildir. Örneğin bir fabrikada işçi olarak çalıştığınızı varsayalım. Günde ortalama 9 saat çalışıyorsunuz ve ciddi bir emek sarf ediyorsunuz. Buna rağmen yılda milyon ve üzeri kazanma ihtimaliniz var mı?
Hayır…

İşte bu sektörde “en azından” böyle bir umut var; bunu bugüne kadar başarmış yüzlerce binlerce insan var. Söylemeye çalıştığım tam olarak bu…

Yine sondan başa doğru geliyorum. Uzun zamandır bu camianın öyle veya böyle içinde olduğum ve birçok modeline şahit olduğum için, yukarıda verdiğim örnekler bana son derece inandırıcı geliyor. Fakat, konuyla ilgili hiçbir fikri olmayan ve doğrudan önyargıyla yaklaşan kişilerin de dinlerken itiraz etmeyeceği daha makul seviyelere çekelim şimdi örneğimizi. Son derece belirgin hatlarla ve iyi anlaşılabilmesi için somut örneklerle anlatmaya çalışacağım. Maaşlı bir işte çalıştığınızı ve bunun yanısıra haftada ortalama 8-10 saatinizi ayırdığınız bir ek iş yaptığınızı varsayalım. İşte Network Marketing sektöründe, o ek işinize ayırdığınız zaman ve verdiğiniz emekle eşdeğer tutulabilecek bir çabayla, maaşlı işinizden elde ettiğiniz miktarda bir kazanç oranına ulaşmanız mümkündür. Yok eğer bu sistemle yaptığınız işi “tek iş” olarak yapıyorsanız, planlı ve ciddi çalışıyorsanız, 2 senenin de altında bir sürede maaşlı işinizden elde ettiğiniz gelirin genellikle 2-3 hatta rahatlıkla 4 katını kazanabileceğiniz seviyelere gelebilirsiniz. Üstelik bütün bunları minimum ticari risk ve olabilecek en düşük maddi yatırımlarla yaparsınız. Dolayısıyla bu sisteme girmek cesaret gerektirmez, diploma veya ciddi bir tahsil sürecinden geçmiş olmayı gerektirmez; fakat eğer bahsedilen miktarlarda kazanç sağlamak istiyorsanız sabır ve ilgi gerektirir. Sabır ve ilgi bu işin anahtarlarıdır. Her alanda olduğu gibi, siz işinizle ilgileniyormuş gibi yaparsanız o da size ödüyormuş gibi yapar. Bu kadar basit…

Network Marketing sistemini tercih etme sebeplerinden bir diğer önemli olanı da insanların bir sosyal çevreye ait olma arzusudur. Ürün tüketimi ve satışına yönelik olarak oluşturulan ağ, sistem bünyesindeki kişilere büyük bir ailenin parçası olduklarını hissettirir. Dünyanın öbür ucundan iş veya ürünlerle ilgili bilgilendirmede bulunmak istediğiniz bir kişiye yine dünyanın o ucundaki, konuyla ilgili tecrübe ve bilgisi olan fakat kişisel olarak hiç tanışmadığınız bir “aile bireyi”nin, hiçbir menfaat beklemeden sizin adınıza yardımcı olmaya çalışması eminim ki birçok insan için parayla ölçülemeyecek bir değerdir.
Ben dahil birçok insanın haritadaki yerini dahi ezbere gösteremeyeceği Kenya’dan, yüz yüze hiç tanışmadığım bir insanla iş fırsatı ve ürünler hakkında yazışırken, belli bir zaman geçtikten sonra birbirimize “arkadaşım” diye hitap etmeye başlamış olmamız, o insan ürünlerle veya iş fırsatıyla ilgilense de ilgilenmese de benim için birçok maddi kavramdan kıymetlidir.

Üçüncü gruptakiler bizim gibi, sistemle ürünlerin kullanımı sayesinde tanışanlardır. Bu gruptakiler sadece ürün kullanmaya devam ederek veya bunu eşine dostuna tavsiye ederek bu aile içerisinde kalmaya devam edebileceği gibi, belli bir süre geçtikten sonra iş fırsatıyla da ilgilenmeye başlayabilirler. Sadece ürün kullanarak, veya en azından kullandığı ürünlerin maliyetini çıkarabilmek için yakın çevresine tavsiyelerde bulunarak yıllarca sistemin ve bu büyük ailenin içinde kalmaya devam edenlerin sayısı da azımsanamayacak ölçüdedir.

Açıklamalardan da anlaşılabileceği gibi, bir kişi bu gruplardan yalnızca birine veya aynı anda hepsine birden dahil olabilir. Eğer ki yıllardır bu sistemde olup da dişe dokunur miktarlarda paralar kazanmayan bir tanıdığınız varsa bilin ki bu tamamen hangi grupta olduğuyla, şahsi tercihiyle alakalı bir durumdur. Sadece ürün kullanıp tavsiye etmek, ve kaliteli ürünlerden tanıdığı insanların da fayda sağlayabilmesine katkıda bulunmak adına sistemde bulunan insanlar, diğer insanlara yardımcı olmanın tadını çıkarıyor ve sadece bununla mutlu oluyor olabilirler. Her insanın herhangi bir işe aynı istek ve heyecanla sarılmasını, veya herkesin aynı maddi beklentilere sahip olmasını beklemek pek mümkün olmaz. Buna bağlantılı olarak, bir kişinin bir yerde sebat göstermesi ve hedefine uygun bir programa bağlı kalarak ciddiyetle işe eğilmesi durumunda, uzun yıllar boyunca başarısız olup amaçladığı kazanç miktarına ulaşamamasının pek de mantığa sığacak bir durum olmadığını, iş dünyasıyla az da olsa tanışıklığı olan herkes tahmin edebilir.

Konunun bu noktasında kişisel durumumuzla ilgili birkaç satır eklemek isterim…

Az önce değindiğim gibi biz de eşimle birlikte bu dünyaya ilk olarak 6 sene önce bir firmanın ürünlerini kullanmak suretiyle girdik. Ürünlerden beklentimizin üzerinde memnun kalınca yakınlarımıza da tavsiye ettik; yani başlangıçta üçüncü gruptaydık. Sonra, ürünler ve faydaları hakkında biraz daha bilgilenebilmek adına toplantılara da katılmaya başladık ve böylelikle işin sosyal boyutunu da görmüş olduk. Yeni yeni insanlarla tanıştık. Sonraki dönemde artık bu konuya haftada 3-5 saat ayırmaya, hatta toplantılarda konuşmacı olarak söz almaya başladık. Geçen zaman içerisinde gördük ki bu dünyada olmaktan son derece memnunuz, ve kendi çapımızda edindiğimiz tecrübe bize konunun “para kazanma” tarafıyla ilgilenmeye de yeterli görünüyor, ayırdığımız vakti haftalık 8-10 saate çıkardık. Bunların hepsi ilk senemiz içerisinde olup biten olaylardı. Önceki sene kısa bir dönem ara verdikten sonra, bulunduğumuz senenin başı itibariyle de artık haftalık 15-20 saat ayırmaya başladığımızı ve bundan hem maddi hem manevi son derece keyif aldığımızı da eklemeliyim…

Bu işin elbette sıkıntılı ve yanlış anlaşılmalara sebebiyet veren bazı yanları da vardır…

Siz, konuya tamamen yabancı olan bir kişiye iş fırsatından ve ekip kurma olanaklarından bahsederken; nasıl başlayabileceğini anlatırken, karşınızdaki kişinin kafasında mutlaka yakın çevresinden isimler dönmeye başlar. Kişi anlattığınız işi kendisine uygun bulsa da bulmasa da yüzde yüz bu böyledir. Önemli olan kişinin bu isimleri kafasında ne şekilde değerlendirdiğidir.
Eğer görüşmenizin veya bilgilendirme toplantınızın sonunda kişi size “evet” demişse ve kafasından geçirdiği isimler hakkında şöyle düşünüyorsa:

“Şurada falanca var, burada da filanca abi var, bunlar bu işi kesin yapar; eh, öte yandan falan kişiyle filan kişiyi de yazarsam zaten köşeyim demektir, benim başka bir şey yapmama gerek yok…!”

Bilin ki bu kişi “bana piyango vurdu” moduna girmiş demektir. Yakın çevresinde, girişken ve çalışkan olduğunu bildiği birkaç kişinin bu işi yapabilme potansiyeline güvenerek kendisinin de yakında çok zengin olabileceğine inanmaktadır. Aslında bu kişinin niyeti iş yapmak değil, her yönüyle bir ticari sistem olan Network Marketing’i kullanarak kumar oynamaktır.

İşte bence sektöre en büyük zararı verenlerin başında da bu kişiler gelir…
Şöyle ki:

Bu kişiler görüşmeden veya toplantıdan çıktıktan sonra ilk uygun zamanda kafalarında döndürdükleri isimlere gidip yeni duydukları bu fırsattan bahsederler.
Doğal olarak konuyla ilgili olarak had safhada donanımsızdırlar ve ne anlatmaya çalıştıkları anlaşılmaz. Sadece yüzlerinden okunan fakat karşıdakine son derece anlamsız görünen heyecanları vardır. Konuşmanın sonunda karşı taraf hiçbir şey anlamamıştır ve kişiye büyük ihtimalle “seni kandırmışlar” benzeri sözler eder.

Kişimiz hedefini gerçekleştiremediği gibi bir de kendini aşağılanmış hissetmektedir. Gittiği diğer isimlerde de benzer durumlarla karşılaşınca tamamen hayal kırıklığına uğramış olarak ve bir yenilmişlik hissiyle işi başlamadan bırakır. İnsan psikolojisine son derece uygun olarak, her yenilen kişi gibi suçlayacak birilerini veya bir şeyleri arar ve bu çoğunlukla bizzat sistemin kendisi olur.
İşte burada sponsorlara ve liderlere büyük iş düşmektedir. Network Marketing sektörüne yeni giren her bireye, konuyla ilgili dört dörtlük donanım sahibi olmadan kişilerle birebir iletişime geçmemeleri, mümkünse yardım istemeleri, hatta en doğrusu, görseller ve çeşitli materyaller kullanılarak daha detaylı bilgilendirme sağlanabilen, kafalarda hiçbir soru işaretinin kalmadığı toplantıları kullanmaları telkin edilmelidir. Böylece hem başarı oranı yükselir, hem de kötü şöhret getirebilecek yanlış anlaşılmalara meydan verilmemiş olur.

Şunu da belirtmek gerekir ki, insanın tabiatındaki kendi kendine bir şeyler başarma hırsı, bir an önce para kazanma isteği ve sabırsızlıktan dolayı bu kişileri her zaman en doğru şekilde yönlendirebilmek sponsorlar ve liderler için de çoğu durumda çok kolay olmayabilmektedir.

Bu kişilerin –bazı istisnalar hariç- hiçbiri sektörde dördüncü ayı göremez. Doğru hareket etmedikleri için umutları ve dirençleri genelde en geç üçüncü ayda kırılır ve hiçbir elle tutulur başarı ortaya koyamadan sektöre veda ederler.

Bir diğer erken veda eden grup da “bir şansımızı deneyelim bakalımcılar”dır. Daha ziyade ciddi bir yatırım gerekmediği ve ortada büyük bir risk olmadığı için sektöre giriş yapmayı tercih eden bu grup “piyangocular”dan farklı olarak çok hırslı ve istekli sayılmazlar. İçlerinde bir umut vardır fakat dişe dokunur bir şeyler inşa edebilmek adına ciddi bir girişim veya kararlılık yoktur. Sektöre giriş yapmış olmaktan başka “neredeyse” hiçbir şey yapmazlar. Kendilerince çok anlamlı bahaneleri vardır. Fakat bu işte insanları ilerletecek olan yakıt bahaneler değil sabır ve kararlılık olduğu için bu gruptakiler de aynen ilk gruptakiler gibi sektörde uzun vadeli olamazlar.

Maalesef her iki gruptaki insanlar da Network Marketing sektörü adına kaybedilmiş insanlardır. Tekrar veya başka bir vesileyle sektöre kazandırılmaları tabir yerindeyse ölüyü diriltmekten zordur. İşin bu noktaya gelmemesi ve Network Marketing sektörünün hak ettiği değeri kazanabilmesi adına mevcut liderlerin daha çok ve devamlı kendini geliştirmesi, sektöre yeni girenlerin de bizzat kendileri birer lider pozisyonuna gelene kadar tavsiye ve yönlendirmeleri harfiyen takip etmeleri son derece yerinde olacaktır.

Her iki örnekten de çıkarılabileceği gibi, bir makul yol bulmak şarttır. Yani ne aşırı hırslı ve sabırsız olmak ne de devamlı bahaneler üretiyor olmak bu sektörde kişiye bir şey kazandırmaz.

Bu durumun ilk etapta bir başka yansımasına da “çevre” ile ilgili söylemlerde rastlayabiliriz.
İlk grup “çevrem çok, ben bu işte 3 ayda köşeyi dönerim” şeklinde düşünürken ikinci grupta “çevrem yok, sanırım ben daha fazla ilerleyemeyeceğim” düşüncesi hakimdir. Fakat, konuyla ilgili kişisel hükmümü belirtmem gerekirse bu iş çevreyle yapılan bir iş olmaktan ziyade bir “çevre edinme” işidir. Zaten bana göre işin en tatlı yanı da budur.
Daha süslü bir anlatımla, bu sektörde faaliyet gösterirken tanışacağınız “her bir kişi aslında bin kişidir” dersek sanırım yanlış olmaz.

Devamlı üretilen bahanelerden bazıları da “insanlarla iletişimim çok zayıf” ya da “kişilere satış yapmakta zorlanıyorum” gibi konumuzla çok doğrudan ilintili olmayan bahanelerdir. İletişim ve satış elbette ki Network Marketing sektörünün yaşamsal gereklilikleridir. Ancak işte tam da bu sebeptendir ki sektör kendi içinde bu gerekliliklere uygun araçları ve tedbirleri zaten geliştirmiştir. Bu anlamda, sektör bünyesinde faaliyet gösteren her firma, bu konuda öne çıkan liderleri vasıtasıyla belli periyotlarla toplantılar düzenler. Bu toplantılar, gerek distribütörler için satış ve iletişim teknikleri, ürünler konusunda daha detaylı bilgi, firmaların kazanç planları konusunda daha fazla ayrıntı ve genel etik alanlarını kapsayan kişisel gelişim toplantıları, gerekse hedef kitle için sektör hakkında bilgiler verilen, her firmanın kendi özel kazanç planının ve ürünlerinin anlatıldığı, sektörde faaliyet göstermeye karar vermesi halinde kişinin atması gereken ilk adımların ne olacağı gibi başlıklarla örülmüş bilgilendirme toplantıları olabilirler.

Şu durumda kişi bu toplantılarla hem kendini konusuyla ilgili geliştirebilir, hem de bu fırsatı sunmak istediği, ürünlerle veya kazanç planıyla yardımcı olmak istediği yeni kişileri yönlendirebileceği bir kaynak arayışına girmek zorunluluğundan kurtulmuş olur. Yani sektörde her iki konu için de, her bir firmaya özel veya sektör bazında genel anlamda, kişiler için hiçbir bahaneye mahal bırakmayacak yeterlilikte toplantı ve başka muhtelif araçlar mevcuttur.

Hatta sektördeki çoğu kişinin bu toplantılar ve kişisel gelişime yönelik diğer araçlar sayesinde daha pozitif bir bakış açısına sahip olduğu, önceki hayatına göre her anlamda daha olumlu bir hayat sürdürdüğü ve insani anlamda birçok güzel özelliğini açığa çıkarıp daha da kuvvetlendirdiği de sık rastlanan bir gerçektir.

Bahaneler ve sebat konusunda şöyle bir özetleme yaparsak daha belirgin bir çerçeve çizmiş oluruz düşüncesindeyim:

“Siz bu geminin içinde kalmak istediğiniz müddetçe yaşayabileceğiniz her türlü soruna çözüm bulmaya çalışacak bir kaptanınız mutlaka olacaktır. Hatta gerekli kararlılığı gösterip planlı hareket ettiğiniz takdirde günün birinde geminin kaptanlarından biri olmanız da kaçınılmazdır…”

Bu alt konuyu kapatmadan önce iki küçük ayrıntıya daha değinmek istiyorum…

Satış becerisi dedik; fakat şunun altını kalın çizgilerle çizmekte fayda var:

Network Marketing sektörü ile Kapıdan Kapıya Pazarlama sektörü birbirinden tamamen ayrı iki alandır. Kapıdan Kapıya Pazarlama “sadece” satış odaklıdır ve gerçekten ekstra bir beceri gerektirir. Bu alandaki arkadaşların bu yeteneklerine saygı ve hayranlık duymakla birlikte bizim sektörümüzde işlerin daha farklı yürüdüğünü belirtmek isterim. Şöyle ki:

Network Marketing sektörüne henüz adım atmış fakat satışla ilgili herhangi bir becerisi veya geçmişi olmayan bir kişi verilen eğitimlerle bu yönünü geliştirebileceği gibi bu gelişim süreci boyunca da ekip kurma, ürünleri tavsiye etme, çeşitli organizasyon primleri ve ödüllerinden faydalanma gibi alternatiflere de yönelerek kazanç sağlayabilir. Bu yönüyle Network Marketing sektörü kazanç anlamında benzer sektörlerden bir adım öne çıkmaktadır.

Bunun yanı sıra sektörde “iletişim” konusunu maalesef yanlış anlayan ve değerlendiren arkadaşlara da sıkça rastlıyoruz. Bir avcı edasıyla hareket etmek, özellikle sosyal medyayı kullanarak çevremizi ve arkadaş listelerimizi neredeyse hepsi birbirinin aynı olan klişe mesajlara boğmak, yeni tanıştığımız herkese henüz üçüncü cümlede işimizden bahsederek yönlendirmeye çalışmak bu sektörle alakalı olarak “doğru zannedilen yanlışlardır” diyebiliriz. Siz çevrenizdeki insanlara bir avcı gibi yaklaşırsanız, çok geçmeden çevrenizdeki insanlar da kendilerini birer avmış gibi hissedip doğal olarak sizi gördükleri yerde uzaklaşmaya başlayacaklardır. Bahsettiğiniz şey hangi yönüyle değerlendirirseniz değerlendirin bir fırsattır ve insanlara bir fırsattan bahsederken ortada avlanma pozisyonuna geçmenizi gerektirecek bir durum yoktur. Sözünü ettiğiniz konu ne olursa olsun, hayatın her alanında olduğu gibi bu alanda da öncelikli olarak “güven” tesis etmek şarttır. İnsanlar güven duymadıkları birinden “doğruları” dahi dinlemeye tahammül edemezler. Görüldüğü gibi “sabır” bu sektördeki her adımınızda karşınıza çıkan bir gerekliliktir…

Yavaş yavaş konuyu toparlayalım…

Network Marketing bir ticari sektördür. Bu işin geleneksel ticaretten en önemli farkı ise kendi planlamanızı kendinizin yapabiliyor oluşudur. Yani tam zamanlı mı yoksa yarım zamanlı mı çalışacaksınız, günün hangi saatlerini değerlendirmek istiyorsunuz, haftada toplam kaç saat ayırabileceksiniz, ayırdığınız saatlerde nasıl bir program dahilinde çalışacaksınız ve hangi konulara ağırlık vereceksiniz, işinizde yükselip kariyer mi yapmak istiyorsunuz yoksa işin sosyal boyutu mu sizi daha çok ilgilendiriyor gibi konular hep kişinin kendisinin belirleyeceği ve buna göre yol haritasını çizeceği konulardır. Fakat kesinlikle göz ardı edilmemesi gereken bir husus vardır. Seçtiğiniz plan ve hareket tarzı ne olursa olsun ona uymak kesin şarttır.
Çok basit bir örnekle bu söylediğimi somutlaştırayım.
Siz bu sektör bünyesinde göstereceğiniz faaliyetlere haftada toplam 3 saatten fazla ayıramayacağınızı ve bu kadar kısıtlı bir sürede herhangi bir ek gelir dahi elde edemeyeceğinizi düşünüyor olabilirsiniz. Ben size bunun tam tersini söylerim.
Ancak kesin bir şartla:
Her hafta düzenli ve planlı olarak o 3 saati ayırmak ve kendiniz için hazırladığınız plana uymak zorundasınız. Nihayetinde belli bir süre sonunda düzenli bir ek gelir elde etmeye başladığınızı göreceksiniz.

Daha fazla gelir ve başarı için daha fazla vakit ve emek. Bu sektörde elde edeceğiniz gelir ve başarı her zaman ayırdığınız vakit ve verdiğiniz emekle doğru orantılıdır. Ne verirseniz onu alırsınız. Ve bu sistemde en güzeli “verirseniz mutlaka alırsınız”; daha önce de belirttiğim gibi, yeter ki kararlı ve planlı bir şekilde geminin içinde kalmaya devam edin…

Network Marketing, işin ister “Network” tarafıyla ister “Marketing” tarafıyla uğraşın; ya da isterseniz işin tüm yönleriyle eşit oranda ilgilenin, kişisel fikrimce dünyanın en tatlı mesleğidir. Tek mesele işi doğru ve planlı yapabilmek, kararlı ve sabırlı olabilmektir. Her şey olması gerektiği gibi yapıldığında bu sektörün size maddi manevi verebileceklerinin sınırı yoktur.

Bununla birlikte kesinlikle unutmamak gerekir ki, bu sektör size hedeflediklerinizi ve dileklerinizi gerçekleştirebilmek için bir sihirli değnek vermez, bunlar için size uygun bir yol açar; o yolu nasıl yürüyeceğiniz, veya yürüyüp yürümeyeceğiniz tamamen sizin tasarrufunuzda olan bir konudur.

Toplumsal anlamda bakacak olursak Network Marketing, üniversite mezunlarının bile iş bulmakta zorlandığı günümüz ortamında, sadece Türkiye’de toplam 1 milyonun üzerinde distribütör ve 1 milyar TL’ye yaklaşan toplam cirosuyla, uzun vadede her halükarda işsizliğe ilaçtır.

En son çıkan “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”daki yasal olmayan titan sistemler ile ilgili maddeyle söz konusu dolandırıcıların ayıklanacağına, Network Marketing sektörünün önünün daha da açılacağına ve sözünü ettiğim rakamların katlanarak artacağına inancım tam. (6502 sayılı kanun 80. Madde)

Şu durumda bu sektörün hak ettiği değeri görebilmesi, ekonomiye katkısını çoğaltarak sürdürebilmesi ve insanların faaliyet göstermeyi isteyebilecekleri seviyede ciddi bir sistem olarak kalabilmesi için, bu sektörün tecrübe sahibi liderlerine de önemli iş düşmektedir.
Zaten yanlış anlaşılmalar ve kimi zaman kasıtlı karalamalarla sektörün çok yara aldığı şu dönemde faaliyet gösteren tüm distribütörlerin çok dikkatli olmaları, sistem içinde yükselmek için her yolu mubah gören zihniyetteki kişileri kendilerinin, firmalarının ve uzun vadede ülke ekonomisinin zarar görmemesi adına aralarında barındırmamaları, iki farklı firmaya mensup distribütörlerin birbirleriyle ilgili olan eleştiri ve yorumlarını belli bir saygı çerçevesinde kalarak yapmaları, liderlerin bilgilendirme toplantılarında şovun dozunu fazla kaçırmamaları ve işe aday olan kişilere sektörle ve sistemle ilgili tüm ayrıntıları en doğru şekliyle, gerçekçilikten ayrılmadan aktarmaları, insanların hayal kırıklığına uğrayıp sektörü suçlamalarına meydan vermemek için kimseyi aşırı beklenti içine sokup gereğinden fazla umutlandırmamaları ve en önemlisi işe aday kişilere bu sektörde bir yerlere gelebilmek, kazanç sağlayabilmek için hayatın her alanında olduğu gibi mutlaka çalışmak, emek vermek ve sabretmek gerektiğini, vermeden almanın, yattığı yerden para kazanmanın mümkün olmadığını tekrar tekrar anlatmaları hayati önem taşımaktadır…

Çünkü Network Marketing aslında, her yönüyle hayatın ta kendisidir...



Bu yazıda geçen tüm tespit ve düşünceler tamamen kişiseldir. Sektörü veya diğer şahısları bağlamaz. Uygun görüldüğü takdirde, altındaki imzam ve tarih silinmeden paylaşılmasında bir sakınca yoktur…

                                              İlker Sağdilek

  Münih / Ekim 2014